Ana sayfa Nasıl Yapılır Dua Etmenin Önemi | Dua Etmenin Fazileti

Dua Etmenin Önemi | Dua Etmenin Fazileti

205
0
Dua Etmenin Önemi | Dua Etmenin Fazileti

Dua Etmenin Önemi | Dua Etmenin Fazileti, Yüce Yaratıcı Allah, indirmiş olduğu Kuran’ı Kerim’de birçok ayette insanları kendisine yaklaştıran duayı ısrarla ve bol yapmalarını istiyor. Bu da, dua edenin Allah katındaki makamına ve duanın faziletine delalet eder. Dua insanın yaradılış gayesi olan Allah’a kulluğun ve bu kulluğun belirtisi olan ibadetinin kabul olmasında sağlam bir dayanaktır. Çünkü kul, duası ve yakarışlarıyla Yüce Yaratıcı Allah’ın korumasına girer. O’ndan gelen yardımla da kendisini güven içerisinde hisseder.

Dua Etmenin Fazileti

Dua ibadetin ve Allah’a kul olmanın en derin manasını ifade eder. Buy kadar önem arz eden bir hususiyetin elbette fazileti de çoktur.

Dua ihtiyaçları gidermenin anahtarı, muhtaçların istirahat alanı, sıkıntıya düşenlerin güvenle sığındıkları sığınakları, dertli ve ihtiyaç sahiplerinin soluklandıkları mekanıdır. Allah, duayı terk edenleri kınamış ve “Onlar ellerini kapalı tutuyorlar” buyurmuşlardır. Alimler ise bu ayeti “Ellerini dua için bizeuzatmıyorlar” şeklinde tefsir etmişlerdir.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) duanın faziletini birçok hadiste belirtirken duanın Allah katında her şeyden daha hayırlı olduğunu da vurgulamıştır. Bu rivayetlerden bazıları şöyledir.

Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerfite Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) duanın Allah katındaki konumuna dikkatleri çeker ve şöyle buyurur.

Efendimiz buyurdular ki “Allah Subhanehu ve Teala katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur.

Başka bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed duayı arttırmanın Allah’ın rızasına ve rahmetine götüren sağlam bir yol olduğunu bildiriyor ve kaderi değiştirmede de etkili olduğunu ümmetine şöyle haber veriyor Kime dua kapısı açılmışsa ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah’tan talep edilen dünyevi şeylerden Allah’ın en çok sevdiği afiyettir. Dua inen ve henüz inmeyen her çeşit musibet için fayadlıdır. Kzayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise Allah’ın kulları sizlere dua etmek düşer”

Başka bir rivayette Peygamber Efendimiz bize büyük küçük önemli veya önemsiz bütün ihtiyaçlarımızı Allah’tan istememizi emrediyor ve buyuruyor. “Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabısının bağına varıncaya kadar”

Efendimiz diğer bir beyanlarında Allah’ın kullarına kendisinden hayrı istemelerini emrettiğini, istemeyene de kızdığını bildiriyor. Ve ümmetini tazarruda bulunmaya teşvik ediyor. Allah Teala Hazretleri kendisinden istemeyene gazap eder (kızar)

Duanın faziletine diğer bir işaret de Efendimiz’in duanın ibadet olduğunu bildirmesidir. Dua, ümmet için bir rahmet kapısıdır. O, herkesin bu kapıdan geçmesini arzular.

Kul duru bir kalp ile kabul olacağından emin, ihlaslı ve samimi olarak yardımı sadece Allah’tan isteyerek yakarışa geçerse, duasının kabul olması kuvvet kazanmış olur. Bu haliyle ruhi temizlikte ve nefis güzelliğinde yüksek bir makam elde etmiş olur. Çünkü o duasıyla Allah’a karşı en yüce şeref olan boyun eğmenin en güzel şeklini ifade etmiş olur.

Kuran-ı Kerim’i dikkatlice inceleyenler, bazı ibadetlerin dua manasında kullanıldığını görecektir. Örneğin salat kelimesinin birçok ayette dua manasında kullanılmıştır. O ayetlerden bir tanesi Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.

Bu ayette belirtilen salat kelimesi ile dua kastedilmiştir. Salat kelimesi Arapça’da namaz manasına gelir. Halbuki burada dua kastedilmiştir. Böyle olmasındaki sır müminin miracı olan namazda Yüce Yaratıcısının azametini iliklerine kadar hissettiği gibi, duasında da aynı duyguları hissetsin kastedilmiş olabilir. Allah en iyisini bilir.

Burada yeri gelmişken önemli bir meseleye değinmek gerekiyor. Günümüzde aklıevvel bazı insanlar bu ayetlere dayanarak namazın dua manasına geldiğini iddia ediyorlar. Bu iddia sahipleri ihtimal aşağıda vereceğimiz iki gruptan birisinin temsilcisidirler. Birinci grup hakikati bilmeyen cahil kişilerden oluşmaktadır. Bu kanadı temsil edenler veya çizilen bu yolda duydukları üzerine gidenler fazla zararlı değillerdir. Çünkü kendilerine hakikat anlatıldığı zaman kabul ederler. İkinci grup ise çok tehlikeli olup kasten dinin esaslarını yıkmaya çalışan içten veya dıştan beslenen art niyetli kimselerdir. Dinin esaslarından birisinin içeriğini değiştirmeye çalışan bu güruh çok tehlikeli ve art niyetlidir.

Dolayısıyla bu iki fırka karşısında uyanık olunması gerekmektedir. Dikkat edilirse bunlar ya namazın manasını bilmiyorlar veya kasıtlı davranıyorlar. Bunun için bu gafletteki insanlara namazın kelime manası ile derin anlamını bilip bilmediğini sormak gerekir. Aynı zamanda her Müslüman’ın da bu manaları rahatlıkla bilmeleri gerekir. Çünkü kendisine sorulduğunda veya kafasını karıştırmak maksadıyla yöneltilen bu tür fesat fikirlere karşılaştığında, rahatlıkla cevaplayabilmesi, bu manaları bilmesiyle mümkündür. Bu konuda bilgi için ilmihallere veya Prof. Dr. Vehbe Zuheyli’nin İslam Fıkhı Ansiklopedisinde Namaza Giriş bölümüne bakılabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here