Ana sayfa Nedir Dua Nedir | Neden Dua Edilir

Dua Nedir | Neden Dua Edilir

53
0
Dua Nedir | Neden Dua Edilir

Dua Nedir | Neden Dua Edilir, Dua, rağbet etmek, istemek, çağırmak, yalvarmak, yakarmak, yönelmek ve sığınmak gibi manalara gelir.Kişinin, muhtaç olduğu şeyler yüce yaratan Allah’tan talep etmesidir. Kulun Allah katında bulunan hayırlara rağbet ederek, talep ettiği şeylere kavuşması için Yüce Yaratıcısına niyazda bulunmasıdır.

Dua Nedir

İbadetin özü olan dua, kul ile Rabbı arasında sağlam bir iletişimdir. Zira kul dualarıyla Rabbine yönelir ve O’nun dışında bütün varlıklardan yüz çevirir. Hakkında takdir edilen imtihan vesileleri bütün bela ve musibetleri onunla atlatacağı çok sağlam bir koruyucudur. Bu nedenle dua için çeşitli tarifler yapılmıştır. Bunlardan birisi de büyük mütefekkir şair Muhammed İkbal’in tarifidir. Ona göre dua “Kainatın dehşet verici sessizliği içinde insanoğlunun kendisine bir cevap bulmak için hissettiği derin hasret ve iştiyakın ifadesidir.”

İmam-ı Küşeyri’nin Risale adlı eserinde daha çok tasavvuf erbabının görüşlerinden ibadet olan bu tarifler his ve duygu yüklüdür. Onlardan bazıları şöyledir. “Dua, Allah’la kul arasında bir haberleşmedir. İşlerin düzgün gitmesi için haberleşmeyi devam ettirmek gerekir” Bir sofiye göre ise dua “Günahları terk etmektir”. Başka bir tarifte “Dua sevgiliye sunulan iştiyak lisanıdır”

Tabiki dua sadece ihtiyaçların giderilmesi için başvurulan bir vesile değildir. Kul yaptığı duasıyla aynı zamanda ubudiyette bulunmuş olur. Kulluk yapmasının neticesinde huzur bulur. Rabbine yakın olmanın yanı sıra O’nun kudret deryasına kendini salmış olur.

Neden Dua Edilir

İnsanlar eskiden beri, özellikle sıkıntıya düştükleri durumlarda kendilerinden daha üstün bir güce dayanma ihtiyacını hissetmişlerdir, bu sıkıntıların giderilmesinde ve hayırların verilmesinde hep o kuvvetten yardım dilemişlerdir.

Ancak insanların çoğu bu gücün gerçek kaynağına ulaşmada isabetli davranamamış ve bu nedenle doğru yoldan sapmışlardır.

İnsanlar, özellikle dualarıyla beklentiye girerek kutsadıkları iradesiz ve güçsüz varlıklara ilahlık makamını vermişler. Kuran’ı Kerim birçok ayetinde bu tür sapık inançlara sahip insanların hallerinden bahsetmektedir. Onlara doğru yolu açık delilleriyle ve sağlam mantıkla izah ettikten sonra, Allah’ın dışında ilah edinip taptıkları, yardım etmeleri için dua ve tazarruda bulundukları şeylerin kendilerine hiçbir yardımda bulunamayacaklarını ilan eder. Allah’ın dışında taptıkları ve yalvardıkları bu şeylerin güç ve acizlik yönleriyle kendilerine bezediklerini beyan eder. Bu nedenle dayanılacak gücün doğru tespit edilmesine ve ona göre hareket edilmesi gereğine işaret eder. Aksi takdirde kulun Allah’ı terk edip dalalet yoluna sapma ihtimali artar.

İşte bütün peygamberler, insanları bu tür yanlış yollara girmekten korumak için gönderilmişlerdir. Buna aldırış etmeden bildiği şekilde hareket edenleri, Kuran’ı Kerim’deki ilahi mesajlar açıkça uyarmaktadır.

Kuran-ı Kerim Allah’ın dışında başka varlıklara dua ve kulluk edenleri şöyle uyarmaktadır.

Ey İnsanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız bunun için bir araya gelseler bir sineği bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de aciz, kendinden istenen de!

Kuranı Kerim’de başka bir Ayet’de ise Allah’dan başkasına yalvaranlar şöyle uyarılmaktadır.

De ki: “Allah’ı bırakıp yalvardıklarınız yeryüzünde neyi yaratmışlar; bana göstersenize! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır. Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin. Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların tapmalarından habersizdirler”

Yine başka bir Ayet’de Allah kendinde başkasına dua edilmeyeceğini, yalvarılmayacağını şöyle buyuruyor.

Allah’ı bırakıp da kendilerine taptıklarınız, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir. Kendilerine dua etseniz, dualarınızı işitmezler, Faraza işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.

Yukarıda belirttiğimiz Ayet’i Kerimeler’de olduğu gibi bazı insanların hayrı istemede ve şerden korunmada değişik varlıkları ilah edinmelerine karşı Kuran-ı Kerim’in tutumu açıktır. Kuran’ı Kerim, onların tutarsızlıklarını ve mantık dışı inançlarını mantık ölçüleriyle ve aklın kabulleneceği sağlam delillerle izah ettikten sonra, cahilliklerinden ve dalalette oluşlarından dolayı azarlamakta; onları, sadece Cenab-ı Hak’ka kulluğa teşvik etmektedir. Bütün durum ve işlerinde sadece O’nun inayetini dilemeye insanları teşvik etmektedir.

Sapık zihniyete karşılık hak üzerinde olanların halleri, sözleri ve amelleri medih konusu olmuştur. Çünkü onlar, ibadetlerinde sadece Allah’a yönelir, bütün amel ve dualarıyla yalnız O’na yalvarırlar. Sadece Allah’ın yardımını talep eder ve bu manada O’nun dışındaki her şeyi reddederler. Ayet-i Kerime’ler onlardan şöyle bahsetmektedir.

(Rabbimiz!) Sadece sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz

İşte kullukta, sadece Cenab-ı Hakkı gerçek kabul eden ehli iman, hak yolundan sapmış bütün sapıklara binaen Hz. İbrahim’in kavmine söylediğini söylerler

Hem sizden hem de Allah’ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam.

Eveti Kuran-ı Kerim’de ehli küfrün zemmedilmesine karşılık, bütün varlığın sahibi olarak Cenab-ı Hakkı tek mabud kabul eden eli iman övülmüştür.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here